“Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınması 2022'de tamamlanacak”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bu yıl Halkbank üzerinden, önemli bir kısmı Hazine tarafından karşılanan yaklaşık 50 milyar liranın üzerinde 200 binden fazla KOBİ’ye, esnafa kredi kullandırıldığını bildirdi.

E-fatura sisteminin, tamamen kayıt içine geçişle ilgili olduğuna işaret eden Albayrak, “5 bin lira ve üzeri noktasındaki tüm meslek gruplarını kapsayacak şekilde, sürecin başlangıcından itibaren buna göre planlanmıştır. Eğer farklı sektörlerde sıkıntı olursa bunun için yasa çıkarmaya gerek yok. Tebliğle gelen talebe göre biz bununla ilgili düzenleme yaparak bunu da aşabiliriz” dedi.

Türkiye tarihinde ilk kez bor karbürün, nitelikli, katma değeri yüksek, kilo ve ton bazında en yüksek katma değerli maden geliri üretecek fabrikanın inşaatının başladığını, en kısa sürede biteceğini ifade eden Albayrak, Balıkesir’den sonra ikinci fabrikayı Kütahya’da yapacaklarını söyledi.

“Devamlı özel uçakla uçuyor” eleştirilerine değinen Albayrak, bakanlığına bağlı bir uçak bulunmadığını, acil bir durum olduğunda, çok nadir devletin uçağıyla uçtuğunu, ağırlıkla THY ve Anadolu Jet’i kullandığını belirtti.

Merkez Bankası’nın taşınmasının çok hassas bir konu olduğuna işaret eden Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İstanbul, sadece bir finans merkezi olarak değil, Türkiye ekonomisinin üçte birinin merkezi olması hasebiyle de küresel bir ekonomi merkezi olması itibarıyla sadece 9/5 değil, 7/24 bazı piyasalarla, kurumlarla, finansal kurumlarla, uluslararası sektör ve firmalarla hemhal olmayı gerektiren bir şehirdir. Merkez Bankamızın da ilişkili kurumları, birçok kurumu yine Ankara’da kalacaktır. Bu manadaki ilişkili kurumlarının da geçmesi ülkemizin ali menfaatine hizmet etmektedir ki biz bundan gurur duyarız. İnşallah, 2022 yılında bunu tamamlayacağız.”

Değerleme hesabından Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi olarak hiçbir şekilde, hiçbir para kullanmadıklarını söyleyen Albayrak, “Kullanmayız da. Dünyanın en şeffaf merkez bankası bilançolarından biri olarak 2001, 2002’den sonra haftalık olarak Merkez Bankası bilançosu en ince detayına kadar, ne kadar doları var, ne kadar altını var, ne şekilde değerlendiriliyor, hepsi bilançosunda yer alır. Yeniden değerleme hesabının ötesinde, yıllık Merkez Bankası faaliyetlerinden kar elde ederse bu elde ettiği karların Hazineye dağıtımı söz konusu olduğunda Hazinemize alır, bunu da kullanır, ekonomimizin bütçesinde en iyi şekilde kullanırız” diye konuştu.

Kaynak :NTV

ABD'den Kuzey Kore'ye “esneklik göstermeye hazırız” teklifi

ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Kelly Craft, Kuzey Kore ile müzakereleri sürdürmek istediklerini belirterek, ”somut adımlar atmaya ve esneklik göstermeye” hazır olduklarını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin talebi üzerine Kuzey Kore’nin füze denemelerini görüşmek üzere toplandı.

BM Güvenlik Konseyi’nin aralık ayı dönem başkanı ve ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Kelly Craft, son bir buçuk yıldır Kuzey Kore ile sürdürülebilir bir müzakere süreci yürüttüklerini belirterek şunları kaydetti:

”Bu kapsamlı süreci devam ettirmeye, sürece paralel olarak harekete geçmeye, eş zamanlı olarak somut adımlar atmaya ve esneklik göstermeye hazırız. Ama bunu yalnız yapamayız. Kuzey Kore’nin bizimle çalışması için bu zorlu ama cesur kararı alması gerek.”

”PROVOKATİF EYLEMLER DAHA İYİ BİR GELECEĞE KAPILARI KAPATIYOR”

Kuzey Kore’nin endişe veren farklı bir yolu seçtiğine dair ibareler gördüklerini, Pyongyang’ın bu yıl 12’den fazla balistik füze deneyerek bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit etttiğini ve BMGK kararlarını ihlal ettiğini belirten Craft, ”Provokatif eylemler daha iyi bir gelecek fırsatına kapıyı kapatma riski taşıyor” uyarısında bulundu.

Kuzey Kore’nin bir süre önce yaptığı tehdidin uzun menzilli balistik füze teknolojisi kullanarak uzaya uydu göndermek ya da kıtalararası balistik füze denemesi yapmak olabileceğini ifade eden Craft, füze ve nükleer denemelerin barış ve istikrar getirmeyeceğini belirtti.

Craft, ”Umarım yakın gelecekte kendimizi bir kırılma noktasında bulmayız. Kuzey Kore’nin düşmanlık ve tehditlerden vazgeçip cesur bir kararla müzakerele döneceğine inanıyoruz. Olaylar aksine gelişirse BM Güvenlik Konseyi de harekete geçmeye hazır olmalı” dedi.

ÇİN’DEN YAPTIRIMLAR HAFİFLETİLSİN TEKLİFİ

Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun ise Kuzey Kore’de özellikle insani duruma etkisi olan yaptırımların hafifletilmesinin zamanı geldiğini anlattı.

RUSYA: KARŞILIĞINDA BİR ŞEY SUNMADAN ANLAŞMA OLMAZ

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise ABD ve Kuzey Kore arasında sekteye uğrayan müzakerelerin ve diyaloğun yeniden başladığını görmek istediklerini söyledi.

Nebenzia, ”Yaptırımlar diplomasinin yerini alamaz. Karşılığında bir şey sunmadan bir konuda anlaşmaya çalışmak mümkün değil. Kısıtlamaların kaldırılması için adım adım yol haritası belirlemek gerek” dedi.

AVRUPA ÜLKELERİ YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASINA SICAK BAKMIYOR

Avrupa üyesi ülkeler ise yaptırımların kaldırılması önerisine sıcak bakmadı.

İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Karen Pierce, “Kuzey Kore nükleer silahsızlanma konusunda somut adımlar atıncaya kadar yaptırımlar devam edecek.” dedi.

Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Nicolas de Riviere ise mevcut durumda yaptırımları kaldırmak ya da hafifletmenin mümkün olmadığını söyledi.

Kaynak :NTV

Hamile kadın ile 3 yaşındaki kız çocuğu evde ölü bulundu

Ankara’da Suriye uyruklu hamile kadın ile 3 yaşındaki kız çocuğu evde ölü bulundu.

Alınan bilgiye göre, Altındağ ilçesi Örnek Mahallesi 662. Sokak’ta bir apartmanın üçüncü katında yaşayan 4 aylık hamile Hatice Ekin (23) ile 3 yaşındaki kızı Zelal Ekin’den yakınları öğle vaktinden beri haber alamadı.

Ailesinden haber alamayan baba Osman Ekin, eşi ve çocuğunu kontrol etmesi için yakınlarını aradı. Ekin ailesinin kapısını çalan komşuları ile yakınları, kapıyı kimsenin açmaması üzerine eve balkondan girdi, hamile anne ve kızı banyoda hareketsiz buldu.

Olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekibi, Hatice Ekin ile kızı Zelal’in yaşamını yitirdiğini belirledi.

Başkent Doğalgaz ve polis ekipleri evde bir süre inceleme yaparken AFAD görevlileri de herhangi bir kimyasal bulguya rastlamadı.

Çalıştığı iş yerinden evine dönen Baba Osman Ekin, çevredekiler tarafından güçlükle sakinleştirildi ve bir yakınının evine götürüldü.

Hamile anne ve kızının banyodaki şofbenden sızan doğalgaz nedeniyle yaşamını yitirdiği şüphesi üzerinde duruluyor.

Cenazesi Ankara Adli Tıp Kurumuna kaldıran anne ve kızın kesin ölüm nedeni, yapılacak otopsinin ardından belli olacak.

Kaynak :NTV

Bolu Dağı Tüneli, kontrol için 1,5 saat trafiğe kapatılacak

Anadolu Otoyolu üzerinde bulunan Bolu Dağı Tüneli’nin bugün 14.00-15.30 saatleri arasında çift yönlü olarak trafiğe kapatılacağı bildirildi.

Valilikten yapılan açıklamada, Karayolları 4. Bölge Müdürlüğünce 12 Aralık 2019 Perşembe günü tünel içindeki yangın hidratlarında teknik kontroller yapılacağı belirtildi.

Bu nedenle tünel geçişinin 14.00-15.30 saatleri arasında çift yönlü olarak trafiğe kapatılacağı aktarılan açıklamada, araç akışının, Ankara istikametinde Kaynaşlı gişelerinden, İstanbul istikametinde ise Abant gişelerinden D-100 kara yoluna verileceği kaydedildi. 

Açıklamada, ayrıca yol kapatması yapılan kesimlerde trafik işaret ve işaretçilerine uyulması konusunda sürücülere dikkatli olmaları çağrısında bulunuldu. 

Söz konusu duyuru, Bolu Valisi Ahmet Ümit’in Twitter hesabından da paylaşıldı.  

Kaynak :NTV

ABD Savunma Bakanı Esper: Kürtlere devlet sözü vermedik

ABD Savunma Bakanı Mark Esper ve ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesinde düzenlenen “ABD’nin Suriye politikası” başlıklı oturumda ifade verdi.

Esper, Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumun genel olarak stabil olduğunu vurgulayarak, “Biliyorsunuz, hiçbir ateşkes mükemmel değildir. Buradaki joker karakterin Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu olduğunu düşünüyorum. Ama genel olarak kanaatim, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeydoğusunu büyük miktarda istikrara kavuşturduğu yönünde.” dedi.

Gelecek aylarda Türkiye’deki Suriyelilerin güvenli bölgeye dönme sürecini de izleyeceklerini belirten Esper, bu kişilerin bölgeye dönmesi ile Kürtler arasında bir karmaşa çıkabileceğini savundu.

“TÜRKİYE’NİN ENDİŞESİ KÜRT TERÖRİSTLER (YPG/PKK)” 

Esper, Türkiye ve ABD’nin Suriye’deki öncelikler konusunda farklı bakış açılarına sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkler ile yaptığım son görüşmelerden onların bir numaralı önceliğinin Kürt teröristler (YPG/PKK) olduğunu anladım. PKK’nın Türkiye’ye girip, Türk halkına yönelik saldırı düzenlemesinden endişeliler. Türkler ayrıca ev sahipliği yaptığı 4 milyon mültecinin durumundan ve bu durumu daha ne kadar sürdürebileceğinden de endişeli.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve Rusya arasındaki ilişki konusunda da Esper, “Suriye ve Türkiye ilişkisi konusunda en büyük endişem, Türkiye’nin NATO ekseninden kayması. Birçok kere de söyledim, Türkiye’yi NATO ittifakının içine tekrar nasıl çekebileceğimizin yollarını aramalıyız.” diye konuştu.

Esper, “Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda etnik temizlik yaptığı ve savaş suçu işlediği” iddialarına da “Bu konuda herhangi bir bilgim yok.” diye yanıt verdi.

“RUSYA’NIN SURİYE’DEN ZİYADE SUUDİ ARABİSTAN VE MISIR’DAKİ YAYILMASINDAN DAHA ÇOK ENDİŞELİYİM”

“Rusya’nın Suriye’deki yayılmasından endişeli misiniz?” şeklindeki bir soruya ise Esper, “Rusya’nın Suriye’den ziyade Suudi Arabistan ve Mısır’daki yayılmasından daha çok endişeliyim.” şeklinde cevap verdi.

Cumhuriyetçi Vekil Robert Wittman ise geçen yıl Türkiye’yi ziyaret ederek birçok yetkili ile görüştüğünü ve Türkiye’nin YPG/PKK’lı teröristlere ABD’nin verdiği eğitimden dolayı rahatsızlığını dile getirdiğini anımsattı.

Bunun üzerine Esper, “Sayın Wittman, bu konuda temel olarak Türkiye ile farklı görüşlere sahibiz. Biz YPG’yi terör örgütü olarak tanımıyoruz, birçok NATO müttefikimiz de tanımıyor ama Türkiye tanıyor. Şu anda da NATO’da bu konuda girişimlerde bulunuyorlar.” dedi.

“KÜRTLERLE ÖZELLİKLE DE SDG İLE DAEŞ’İ YENMEK ÜZERE EL SIKIŞTIK”

Esper, Suriye’den çekilerek “Kürtlerin yalnız bırakıldığını ve gelecekte yerel ortaklarla çalışmayı zorlaştıracağını” savunan bir vekile, “Biz Kürtlerle özellikle de SDG ile DAEŞ’i yenmek üzere el sıkıştık. Biz onlara otonom bir Kürt devleti kurmaları için yardım etme sözü vermedik. Onlarla Türkiye’ye karşı savaşmalarına destek vermek için el sıkışmadık. Temel fark bu.” cevabını verdi.

Esper, YPG/PKK’ya Suriye’de kurmak istedikleri otonom yapıya destek verilmeyeceğinin ayrıntılı bir şekilde anlatılıp anlatılmadığına ilişkin bir soruya ise “Sadece ayrıntılı değil aynı zamanda vurgulu bir şekilde de ifade edilmişti. Bunu masada hiçbir şekilde konuşmadık. Komutanlarımıza bu şekilde bir şey söylenmedi. Bunlara oldukça açık bir şekilde sizi Türkiye’ye karşı savunmak için burada değiliz denildi.” karşılığını verdi.

Hem Esper hem de Milley, Türkiye’nin operasyonu öncesinde kendilerinin Başkan Trump’a askerlerin bölgeden çekilmesi tavsiyesinde bulunduklarını ifade etti. Ancak bu yanıt bazı temsilcileri tatmin etmedi. Temsilciler bu sefer de ABD’nin diğer müttefiklerinin bu konudan haberdar olup olmadıklarını sordu. 

Milley, Türkiye’nin operasyonu öncesinde bölgede 28 askerlerinin bulunduğunu ve bunların çekilmesi konusunda kendi aralarındaki görüşmenin dışında İngiltere, Fransa ve İsrail ile de istişare ettiklerini söyledi.

Temsilcilerden biri İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun bundan haberdar olmadığını söylediğini aktarınca Milley, “Tüm hükümet üyelerinin bilip bilmediği konusunda konuşamam ama kendi mevkidaşlarımızla bu konuyu konuştuk.” dedi.

“SDG OBAMA DÖNEMİNDE KURGULANDI VE TÜRKLERİN BU KONUDA AÇIK VE GÜÇLÜ BİR RAHATSIZLIĞI VARDI”

Türkiye ile YPG/PKK arasındaki çatışmalar konusundaki bir soruyu yanıtlayan Esper, “Türkiye’nin faaliyetlerini desteklemek için söylemiyorum ama Türkler bize, ‘bizimle bunlar arasında on yıllardır devam eden bir çatışma bu, siz araya girmeyin’ uyarısını yapmıştı.” dedi.

Aynı vekilin, “Türkiye’nin operasyonundan önce önemli ölçüde kontrol altında bir alan vardı ama” diye devam etmesi üzerine Esper, “Hem evet hem de hayır sayın vekil. SDG Obama döneminde kurgulandı ve Türklerin bu konuda açık ve güçlü bir rahatsızlığı vardı. Dolayısıyla bu sebeple Suriye’de daha önce iki müdahalede bulundular.” yorumunu yaptı.

Ancak komite başkanı Adam Smith, Esper’in Obama dönemine ilişkin sözlerine devam etmesine müsaade etmeyerek toplantıyı bitirdiğini açıkladı.

Kaynak :NTV

Rusya'da askeri helikopter düştü: 2 ölü

Rusya’nın Krasnodar bölgesinde askeri helikopter düştü, iki kişilik mürettebat hayatını kaybetti.

Rusya Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Mİ-28N tipi askeri helikopterin Korenovsk hava üssü yakınlarında kötü hava şartlarında ve karanlıkta planlı eğitim uçuşu yaptığı sırada düştüğü belirtildi. Kazada iki kişiden oluşan mürettebatın hayatını kaybettiği ifade edildi.

Uçuş sırasında helikopterde mühimmat bulunmadığı aktarılırken, helikopterin düştüğü yerde zarar meydana gelmediği bildirildi.

Rus Hava Kuvvetleri yetkililerinden oluşan bir komisyonun kazanın nedeniyle ilgili inceleme başlattığı kaydedildi.

Kaynak :NTV

Akar: NATO'dan vazgeçmek gibi bir niyetimiz yok

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genel Kurul’da Bakanlığı bütçesine yönelik sunumunda, dünyada ve bölgedeki önemli gelişmelerin güvenlik ortamına yönelik risk ve tehditleri beraberinde getirdiğini belirtti.

82 milyon vatandaşın huzuruna, refahına, egemenliğine ve bağımsızlığa yönelecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışı içerisinde kararlılıkla mücadele ettiklerini ifade eden Akar, “Yurt içi ve sınır ötesinde terör örgütlerine karşı aralıksız sürdürdüğümüz mücadelede, milletimizin teröre karşı dirayetli ve kararlı duruşu ile büyük başarılar elde edilmiştir. Mücadelemiz en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar devam edecektir” diye konuştu.

Suriye’nin kuzeyinde yuvalanan teröristlerin güvenlik ve istikrara yönelik tehdidinin ve sınırda terör koridoru oluşturma girişimlerinin bertaraf edilmesi için yapılan operasyonları hatırlatan Akar, “DEAŞ terör örgütünü, DEAŞ’la Mücadele Küresel Koalisyonu ile birlikte etkisiz hale getirmeyi arzu etmemize rağmen, bu mümkün olmayınca Türk Silahlı Kuvvetleri, Fırat Kalkanı Harekatı’nı, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sadece bir ay sonra, tek başına icra etmek zorunda kalmıştır” dedi.

Söz konusu harekatın ardından da Zeytin Dalı Harekatı’nın başarıyla gerçekleştirildiğini anımsatan Akar, “TSK, Fırat Kalkanı Harekatı ile 3 bin civarında radikalleşmiş DEAŞ’lıyı, Zeytin Dalı Harekatı ile de 4 bin 500 civarında PKK/PYD/YPG/DEAŞ terör örgütü mensubunu Suriye’nin kuzeyinde etkisiz hale getirmiştir, böylece Türkiye’nin, ülkemizin, milletimizin gücünü ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları sonrasında bölgede huzur ve güvenin yeniden sağlanması ile yaklaşık 380 bin Suriyeli kardeşimiz topraklarına ve evlerine güvenle, gönüllü olarak ve saygın bir şekilde dönmüşlerdir” ifadesini kullandı.

“SAÇMA İDDİALARLA DEZENFORMASYON YAPILDI”

Fırat’ın doğusunda ise NATO ortaklarıyla güvenli bölge oluşturulmasının önerildiğini, hatta ABD ile bazı planlarda mutabık kalındığını dile getiren Akar, “Ancak daha sonra doğrudan harekete geçmemiz bir zaruret haline gelmiştir” dedi.

DEAŞ ve PKK/PYD-YPG terör örgütlerinin varlığını sonlandırmak, hudutların ve halkın güvenliğini sağlamak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, 9 Ekim saat 16.00’da Barış Pınarı Harekatı’nın başlatıldığını belirten Akar, şöyle konuştu:

“Bu harekat ile aynı zamanda tesis edilecek güvenli bölgeye başlangıçta 1 milyon, müteakiben 2 milyona ulaşacak şekilde yerlerinden edilmiş Suriyeli kardeşlerimizin evlerine, topraklarına güvenli, gönüllü ve saygın bir şekilde dönmelerine ve özgürce yaşamalarına imkan vermek amaçlanmıştır. Harekat, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, Adana Mutabakatı, BM Sözleşmesi ve BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik kararları çerçevesinde yapılmıştır, yapılmaktadır. Harekata, Birleşmiş Milletlerce tanınan Suriye Geçici Hükümetinin unsurları olan Suriye Milli Ordusu tarafından da önemli destek sağlanmıştır, sağlanmaktadır. Suriye Milli Ordusu unsurları, kendi topraklarını, evlerini, vatanlarını kurtarmak için mücadele etmektedirler. Biz Suriye başta olmak üzere tüm komşularımızın toprak bütünlüğüne saygılıyız, kimsenin toprağında gözümüz yok. Sadece ülkemizin ve milletimizin güvenliğine değil, aynı zamanda bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Asuriler, Keldaniler, Aramiler, Hristiyanlar ve Yezidiler gibi diğer dini ve etnik grupların güvenliğine de büyük önem vermekteyiz.”

Tüm bunlara rağmen “Kürtlere saldırıldığı ve sivillere zarar verildiği” şeklinde asılsız, saçma iddialarla dezenformasyon yapıldığını ifade eden Akar, “Türkler ve Kürtler kardeştir. Et ve tırnak gibidir. Binlerce yıldır bu coğrafyayı, ekmeği, suyu birlikte paylaşmıştır ve paylaşmaya da devam edecektir. Bilinmelidir ki PKK/KCK/PYD/YPG Kürtlerin, DEAŞ da Müslümanların, İslamın temsilcisi değildir, olamaz” diye konuştu.

“TSK’DA BU KONUDA BİR DOKTRİN SÖZ KONUSU DEĞİL”

Teröristlerin, masumların kanı ve canı üzerinden propaganda üretmek için saldırılarını sivil halkın da bulunduğu park, hastane hatta kilise gibi ibadethanelerden yaptığına dikkati çeken Akar, şunları söyledi:

“Amaçları, Silahlı Kuvvetlerimizin bunlara karşılık vermesi ve sivil kayıpların yaşanmasıydı ama Mehmetçik bu oyunu gördü ve karşılık vermedi. Dünyanın da bu namertlerin gerçek yüzlerini görmesini bekliyoruz. Bu alçaklar aynı şekilde dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanmış olaylara ait video ve fotoğrafları, harekat sırasında olmuş gibi sosyal medyada yayımladılar. Hatta ‘kimyasal silah kullanıldı’ iftirasıyla kara propaganda yaptılar ancak ilgili kurum ve kuruluşlar ile yapılan koordineli çalışmalarla bu alçakların sahtekarlıkları anında ortaya çıkarıldı. TSK’nın envanterinde kimyasal silah atma vasıtaları veya mühimmatı bulunmamaktadır. TSK’da bu konuda bir konsept, doktrin, eğitim söz konusu değildir. “

Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm operasyonlarda masum insanların, tarihi ve dini yapıların ve çevrenin zarar görmemesi için hiçbir ülkenin göstermediği hassasiyetin gösterildiğini vurgulayan Akar, “Özgürlükler başta olmak üzere, bölgede hayatın normalleşmesi için TSK’nın ve ilgili kurum ve kuruluşlarımızın faaliyetleri aralıksız devam etmektedir. Barış Pınarı Harekatı sırasında ABD ve Rusya ile birer mutabakat imzalanmıştır. Bu mutabakatların uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıklar görüşülerek giderilmeye çalışılmaktadır” dedi.

“2 BİN 135 MAYIN TEMİZLENDİ”

“Pınar Bölgesi”nde el yapımı patlayıcı ve mayın temizleme faaliyetleriyle sağlık, yiyecek, su, elektrik ve dini ihtiyaçların karşılanması için hayatın normalleştirilmesi çalışmalarına devam edildiğini dile getiren Akar, “Şu ana kadar sivil halka yönelik hainler tarafından yerleştirilen 2 bin 135 mayın ve EYP temizlenmiştir” diye konuştu.

Rusya ile Pınar Bölgesi’nin batısı ve doğusunda ortak kara devriyelerinin icra edildiğini söyleyen Akar, İdlib’te ise Astana ve Soçi mutabakatları ile büyük bir insani krizin önlendiğini belirtti. Mutabakatla yeni bir mülteci akınının, yeni bir insanlık dramının yaşanmaması için Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca 12 gözlem noktası oluşturulduğunu hatırlatan Akar, “Ancak rejimin kara ve hava saldırıları nedeniyle radikalleşme artmakta, ülkemize doğru bölge halkı göçe zorlanmaktadır” ifadesini kullandı.

“KIBRIS VE ÇEVRESİNDE MENFAATLERİMİZİ KARARLILIKLA KORUMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Irak’ın kuzeyinde Pençe Harekatlarının planlandığı şekilde başarıyla devam ettiğini dile getiren Akar, terörle mücadele faaliyetlerimizin yanı sıra, Kıbrıs ve çevresi dahil, mavi vatan ve semalardaki hak, alaka ve menfaatleri de azim ve kararlılıkla korumaya devam ettiklerini bildirdi.

Akar, Kıbrıs’ta, deniz yetki alanlarında, eşit egemen hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımının gerektiğini ısrarla savunduklarını belirterek, “Kıbrıs bizim milli meselemizdir. Kimse bu konuda bizden taviz beklemesin. Bu konudaki fikirlerimiz ve yaklaşımlarımız herkes tarafından bilinmektedir. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda gözümüz yoktur. Bu konuda ‘iyi komşuluk ilişkilerini arzu etmemiz’ taviz ve zafiyet, ‘Hiçbir oldubittiye izin vermeyeceğiz’ dememiz de tehdit olarak algılanmamalıdır” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında iki muhtıra imzalandığını anımsatan Akar, “Bu muhtıralarla güvenlik ve askeri alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi için hukuki zemin oluşturulmuş ve her iki ülkenin hak ve menfaatleri doğrultusunda tamamen uluslararası hukuka uygun bir şekilde deniz yetki alanları kayıt altına alınmış, bölgede oldubittilere izin verilmeyeceği açık bir şekilde ortaya konmuştur” dedi.

“NATO HALEN ÖNEMİNİ KORUYOR”

NATO ilişkilerine de değinen Akar, “NATO halen önemini korumakla birlikte, son dönemlerde maalesef bazı üye ülkeler müttefiklik ruhuna uygun bir tutum sergilememişlerdir. Yeni sınamalar ve ortak güvenlik tehditleriyle kuşatıldığımız günümüzde müttefiklerimizle dayanışmayı geçmişte olduğu gibi değerli görüyoruz. NATO üyeliğimizden veya müttefikliğimizden vazgeçmek gibi bir niyetimiz söz konusu değildir” diye konuştu.

Türkiye’nin 1952’den bugüne kadar dünyanın her yerinde NATO harekat, tatbikat ve insani misyonlarında yer aldığını, NATO karargahlarına personel desteği sağladığını, verilen diğer görevleri de başarıyla yerine getirdiğini aktaran Akar, şöyle devam etti:

“Türk Silahlı Kuvvetleri NATO, BM, AB ve AGİT bünyesinde Afganistan’dan Kosova’ya ve Bosna Hersek’e, Lübnan’dan Somali’ye kadar dünyadaki pek çok barışı destekleme misyonuna katkı sağlamaktadır. İttifak tarihi boyunca, NATO’nun ruhuna ve misyonuna uygun hareket eden Türkiye’nin, müttefiklerinden de benzeri bir yaklaşım beklemesi en doğal hakkıdır. Sürekli değişen güvenlik ortamında NATO da doğal olarak vizyon ve stratejilerini sürekli geliştirmelidir. Türkiye sadece kendi sınırlarını değil, NATO sınırlarını da korumaktadır. Türkiye’nin güvenliği, NATO dahil tüm Avrupa’nın güvenliğidir. NATO Türkiye ile çok daha güçlü ve anlamlıdır. Bunu tartışmaya açmak anlamsızdır.”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Arifiye’deki Tank Paleti Fabrikasına ilişkin, “Burada yapılan faaliyetlerin hepsinin yasalara uygun, ekonomik ve askeri ihtiyaçlara uygun şekilde devam ettiğini söyleyebiliriz” dedi.

Akar, TBMM Genel Kurulunda Bakanlığının bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, önemli bir hava ve füze tehdidi altında bulunan Türkiye’de 82 milyon vatandaşın güvenliği için hava ve füze savunma sisteminin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti.

Hava ve füze savunma sistemi ihtiyacının bir an evvel ve Türkiye’ye ait bir sistemle karşılanması maksadıyla, teknoloji transferi, teslimat takvimi, fiyat ve ortak üretim kriterlerine uygun olarak, Rusya’dan S-400 tedariki için başlatılan sürecin planlandığı şekilde devam ettiğini aktaran Akar, uzun menzilli bir bölge hava ve füze savunma sisteminin milli imkanlarla tasarlanıp üretilmesine yönelik çalışmaların da yoğun şekilde sürdüğünü vurguladı.

“TSK, kısa ve orta menzilli hava savunma sistemi olan Hisar’ı inşallah önümüzdeki yıllardan itibaren kullanmaya başlayacaktır” diyen Akar, bu başarının geliştirme süreci devam eden uzun menzilli hava savunma sistemi Siper bakımından da büyük önem taşıdığını söyledi.

F-35 savaş uçağı tedariki konusuna da değinen Akar, “Yatırımcısı ve üretim ortağı olduğumuz, ayrıca tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğimiz F-35 projesinde ABD ile yaşanan sıkıntıların diyalog yolu ile çözümü için gayret gösteriyoruz. S-400 tedariki nedeniyle haksız ve stratejik ortaklık ruhuna aykırı şekilde F-35 projesi dışında bırakılmamız halinde ihtiyacımızı karşılamak için doğal olarak başka arayışlara girmek zorunda kalacağız.” diye konuştu.

FETÖ’den temizlendikçe güçlenen Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugün her zamankinden daha etkin, caydırıcı ve saygın bir şekilde faaliyetlerine devam ettiğini vurgulayan Akar, “Elde edilecek yeni bilgi, belge ve veriler ışığında mücadeleye kararlılıkla devam edilmektedir. Amacımız, bu şanlı üniformayı tek bir hainin bile taşımasına izin vermemektir.” dedi.

Askeralma Kanunu ile hayata geçen uygulamaların halkın teveccühü ile karşılandığını dile getiren Akar, “Sonuç olarak, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve beklentileri ile TSK’nin yükümlü personel ihtiyacı karşılanmış, modern, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir sistem tesis edilmiştir. Örnek vermek gerekirse bu sistemle er, yedek astsubay, yedek subay olarak askerlik görevine başlayacak gencimiz, gerekli koşulları sağlamaları halinde general rütbesine kadar yükselebilecektir.” ifadelerini kullandı.

“İŞÇİLERİN ÖZLÜK HAKLARI KAYBOLMADI”

Türk Silahlı Kuvvetlerinin harbe yönelik ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla sahip olunan teknolojiyi geliştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Akar, yüksek teknolojiye dayalı savunma sanayi ürünlerinin milli ve yerli tasarım ve üretimine çok büyük önem verdiklerini söyledi.

Öne çıkan milli savunma sanayi projelerine ilişkin örnekler de veren Akar, şöyle devam etti:

“Tank ile ilgili çalışmalar 10 yıldan beri devam etmektedir. 2008’de başlayan çalışmalarla birlikte 2012-2015 arasında Otokar tarafından yapılan çalışmalarla 5 prototip yapıldı. Bu 5 prototipin yapılması sırasında o özel sektör kuruluşu Arifiye’deki fabrikanın bütün imkanlarından faydalanma şansı buldu. Arifiye’deki fabrika 1. Ana Bakım Fabrikası. Orada tank ve palet yapılmıyor orada sadece zırhlı araçların paleti yapılıyor dolayısıyla bu da yanlış bir algıya sebep olabiliyor. Yapılan çalışmaların sonunda ortaya 5 prototip çıktıktan sonra ihale yapıldı. Bu ihaleye ülkemizden 3 firma girdi, BMC bu ihaleyi kazandı. Eğer diğer ikisinden biri kazanmış olsaydı benzer şekilde bu fabrikadan yararlanma mecburiyeti vardı, bir an önce Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı olan bu tankın üretilmesi için. Yapılan çalışmalar sonunda geldiğimiz noktada işçilerin hiçbir şekilde özlük hakları kaybolmamıştır. Orada çalışan askerler ve siviller 119 kişilik ikmal, kalite, güvence ve proje takip müdürlüğü kurulmuştur. Dolasıyla fiyatlar, kalite dahil bunların hepsi denetlenecektir. Bu şekliyle geldiğimiz noktada faaliyetler yürütülmektedir. Amacımız, niyetimiz, maksadımız bir an önce bu tankların Silahlı Kuvvetler hizmetine verilmesidir.”

“MİLLET, MEMLEKET VE DEVLET MESELESİ…”

Hulusi Akar, konuyla ilgili yapılan itirazların yargı tarafından görüşülmesinin ardından reddedildiğini hatırlatarak, “Burada yapılan faaliyetlerin hepsinin yasalara uygun, ekonomik ve askeri ihtiyaçlara uygun şekilde devam ettiğini söyleyebiliriz.” dedi.

Geçmişte Ford fabrikası kurulurken yaşanan arazi tartışmalarını da hatırlatan Akar, “Rahmetli Süleyman Demirel, ‘Çankaya’nın bahçesini dahi veririm’ demişti. Bunu da dikkatlerinize sunmak istiyorum. Önemli ve acil ihtiyaçlarımızdan olan milli tankı da bu şekilde karşılamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin etkin, caydırıcı ve saygın bir ordu niteliğinde olmasının hayati öneme haiz olduğunu vurgulayan Akar, “Bu kapsamda, olabildiğince şeffaf bir şekilde yürütülen bu faaliyetleri millet, memleket ve devlet meselesi olarak görüyoruz.” dedi.

Savunma, güvenlik ve TSK’nın bu seviyeye gelmesinde emeği geçen başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere asker-sivil tüm mensuplarını saygıyla yad eden, şehitlere rahmet, gazilere şifa dileyen Akar, sözlerini, “Şu anda karada, denizde ve havada, yurt içinde ve sınır ötesinde, zorlu hava ve arazi şartlarında görevlerini büyük bir kahramanlık ve fedakarlıkla yürüten kahraman silah arkadaşlarıma da kazasız, belasız başarılı görevler temenni ediyorum.” diyerek tamamladı

Kaynak :NTV

ABD'den İran Mahan Air yetkilileri ve kargo şirketine yaptırım

ABD Hazine Bakanlığı, İran’dan Yemen’e silah lojistiği sağladıkları gerekçesiyle İranlı bazı hava yolu firması yetkililerine ve kargo şirketine yaptırım getirdiğini açıkladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Shanghai merkezli ESAIL Kargo şirketi ile İran Mahan Havayolları’nın Hong Kong merkezli 3 satış sorumlusunun İran Devrim Muhafızlarına bağlı Kudüs Gücü adına Yemen’e silah soktuğu belirtildi.

Açıklamada, “Bu karar, Yemen’deki Husi milislere gönderilen destekleri kesmek adına ABD devletinin uyguladığı adımlardan birisidir.” ifadesi kullanıldı

Bununla birlikte, söz konusu karara ilişkin yazılı bir açıklama yapan ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin ise “İran rejimi, Suriye ve Yemen’deki insani krize sebebiyet veren bölgesel militan grupları desteklemek için havacılık ve kargo sektörünü kullanıyor. Havacılık ve kargo endüstrisi teröristler tarafından suistimal edilmemeleri konusunda dikkatli olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak :NTV

ABD'de internet kullanıcılarının 722 milyon dolarını dolandıran çete çökertildi

New Jersey eyaleti Newark Başsavcılığından yapılan açıklamada, “Ponzi” ya da “Piramit Satış Sistemi dolandırıcılığı” yöntemiyle internet kullanıcılarının parasını dolandıran 4 zanlının gözaltına alındığı duyuruldu.

Açıklamada, 4 zanlının, nisan 2014 ile aralık 2019 arasında BitClub Network adı altında yüksek teknolojiye sahip “Ponzi” ya da “Piramit Satış Sistemi dolandırıcılığı” sistemiyle internet üzerinden küresel çapta 722 milyon dolardan fazla para topladığı bildirildi.

Lüks hayat süren zanlılardan 37 yaşındaki Matthew G’nin, adli kayıtlarda, hedef kitlesindeki yatırımcıları “sürü” şeklinde tarif ettiği, “bütün modeli aptalların sırtına kurduğunu” söylediği aktarıldı.

Zanlıların ayrıca, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na kayıtlı olmadığı halde şirketin hisselerini de satmaya çalışmakla suçlandıkları kaydedildi.

Suçlu bulunmaları halinde zanlıların, menkul kıymetler komplo suçlamasıyla 5 yıl, dolandırıcılık suçlamasıyla 20 yıla kadar hapis cezası alabilecekleri belirtildi.

Kaynak :NTV

izmir escort | İstanbul Escort